Ortaya çıkan fikirlerden bazıları:
- Palyaço içeren bir tema (Left for clowns?)
- Arcade oyunlar gibi tuş kombinasyonlarının kullanıldığı oyunlar
- Bir iş adamını oynadığınız bir oyun, çalışanları ve müşterileri çok dinledikçe kafası şişiyor, kafası patlamadan en kısa diyalogları kurarak işleri bitirmeye çalışıyor.
Sonunda Cable City diye bir oyun düşündük (ki yukarıkilerle hiç alakası yok).
Oyundaki amaç, bir şehrin elektrik ihtiyacını kabloları döşeyerek sağlamak. Kontrolümüzde birkaç tamir/tesisat aracı var. Bu araçları yöneterek yeni tesisat kuruyor ya da zaman zaman arızalanan tesisatı tamir ediyoruz.
Bir bölgeye sağlanan enerji azaldıkça, o bölgedeki refah da düşüyor. Öncelikle eğlence sağlayan müzik, video gibi sistemleri çalıştıramıyor insanlar. Enerji daha da azalınca, geceleri aydınlıktan mahrum kalıyorlar (oyunun ortamı aslında sürekli gece.). Daha da düşünce ısıtma kayboluyor. Amaç, tüm şehrin refahını maksimumda tutmak.
Sadece kablolar değil, enerjiyi yönetmek için gereken güç kaynaklarının da inşa edilmesi ve işletme işleri kullanıcıya ait. Güç kaynaklarının konumlandırılması da doğal olarak kablo tesisatının sağlığı açısından kritik.
Kablolar üzerlerinden geçen enerji miktarına ve kullanıldıkları süreye göre eskiyorlar ve yeniden döşenmeleri gerekiyor. Bazen rasgele arızalar da oluşabiliyor. Bunların hepsi için elimizdeki -limitli sayıda- araçları kullanıyoruz.
15 Ağustos 2010 Pazar
4 Temmuz 2010 Pazar
7 nisan buluşmasının (21. buluşma) kayıtları
Bu hafta, Bomberman oyununun etrafında, ona benzer başka ne oyunlar tasarlanabilir konusunu konuştuk, birkaç fikir ortaya sürdük:
Önce 3B bomberman yapılabilir mi? Nasıl olabilir diye düşündük. Tam olarak üç boyutlu olmasa da, bir kübün etrafına yerleştirilmiş birbirine bağlı 6 klasik bomberman oyunundan üç boyutluya benzer bir deneyim ortaya çıkarilabilir.
- Yüzeylerden birinde bomba patladığında etkisi diğer yüzeylere de devam edebilir.
- Bir yüzeyden, küpte tam karşısındaki yüzeye geçmeni sağlayan 'wormhole'lar, oyunda bonus 'collectible'lar olarak yer alabilir. Bu wormhole'lardan düşmanların da geçebilmesini sağlayan ayrı bir 'collectible' olabilir.
Önce 3B bomberman yapılabilir mi? Nasıl olabilir diye düşündük. Tam olarak üç boyutlu olmasa da, bir kübün etrafına yerleştirilmiş birbirine bağlı 6 klasik bomberman oyunundan üç boyutluya benzer bir deneyim ortaya çıkarilabilir.
- Yüzeylerden birinde bomba patladığında etkisi diğer yüzeylere de devam edebilir.
- Bir yüzeyden, küpte tam karşısındaki yüzeye geçmeni sağlayan 'wormhole'lar, oyunda bonus 'collectible'lar olarak yer alabilir. Bu wormhole'lardan düşmanların da geçebilmesini sağlayan ayrı bir 'collectible' olabilir.
14 Nisan buluşması - Gizemli ev
Merhaba,
Uzun süredir yazmadığım için üzgünüm, doktora başvuruları, konferans derken çok meşguldüm. Son birkaç buluşmaya da kimse gelmeyince hevesim kırılmadı değil, ama katılımcıların çoğu öğrenci, ve final dönemi ardından da tatil olunca çok kişi dağıldı.
14 Nisan buluşmasını ancak şimdi yazabiliyorum:
Bu hafta Serkan konuyu açtı, ‘augmented reality’den bahsetti. 2 boyutlu yürüyüş bandından, 3 boyutlu gözlük şeklindeki ekranlardan bahsettik.
Bu arada Serkan ‘ajan’ Genç, askere gitti. Tez dönsün inşallah, kitapları yine masalara yığsın. :)
Bu hafta üzerine tartıştığımız oyun, bir multiplayer adventure / puzzle oyunu. Bir ev hayal ettik, pencereleri kapatılmış, içerisi karanlık ve uzun süredir yaşanmadığı belli. Yaklaşık beş kişi, aynı ev içinde gezerek birden fazla bulmacayı çözmeye çalışıyor. Herkese oyunun başında çözmek için birer bulmaca veriliyor; "Mustafa nasıl öldü?" ya da "Yeşil kimindir?" gibi. Bulmacanın cevabını bulduklarında görevi tamamlamış oluyorlar.
Oyuncular evin içinde dolaşarak, aynı evin içinde gerçekleşmiş farklı olayların parçalarına tanık oluyorlar. Tanık oldukları bu olaylar kendi bilmecelerine ait olabileceği gibi, diğer oyuncuların bilmecelerine de ait olacak. Bu durumda, konuşarak ya da yazışarak, diğer oyuncularla bu ipuçlarını takas etmeye çalışacaklar, böylece oyunun temel arayüzü kişilerarası iletişim olacak. Oyunun nasıl olabileceğini anlatmak için şöyle bir senaryo yazmıştık:
Ahmet: Mustafanın öldüğü yeri öğrenmem gerek.
Murat: Bu bilgi bende var. benimse giriş holündeki vazonun nasıl kırıldığını öğrenmem gerek.
Ahmet: Kedinin zıplamasıyla ilgili birşeyler duymuştum, giriş holünün çevresinde.
Murat: Ben giriş holüne giremiyorum, sen dinleyip bana söyler misin:
Ahmet: Şu an giriş holündeyim, sırasıyla bir sinek vızıltısı, saldıran bir kedi ve cam kırılma sesini duyuyorum.
Murat: Teşekkürler. Mustafanın öldüğü yer, ikinci mutfak. Bunu kilerdeki bir nottan öğrenmiştim.
Bu noktada ortaya çıkan sorun, oyuncuların yardımlaşmaya yanaşmamaları ya da yalan söylemeleri. Yardımlaşmaya yanaşmak için, oyunu kazanmak için bilgi takasının mecburi olması. Çünkü bazı bölgelere oyuncu gidemeyeceği gibi, bazı bölgelere de gitse bile diğer birinin tanık olduğu olaylara tanık olmayabilir. Yalan söylenebilmesi ise, aslında oyun dinamiğinin bir parçası haline geliyor. Oyuncularının karakterlerinin oyuna dahil olması, oyunu kalıcı karakterlerle (persistent characters) oynanabilecek bir oyun haline getiriyor.
Bulmacalara dair ipuçları planlanırken, çok kolay birleştirilememelerinin gözetilmesi gerek. Örneğin örnekte Ahmet, sinek vızıltısı, kedi sesi ve cam kırılma sesi duydu, ama kırılan şeyin vazo olduğunu bilemezdi.
Diğer bir nokta, farklı kullanıcıların aynı bulmacalar üzerinde çalışabilmeleri. Bu final round’unda yapılabilir. Çok oyunculu bir oyunda herhangi iki oyuncunun aynı bulmaca üzerinde çalıştıklarının farkedilmesi durumunda, biri sürekli diğerini izlemeye başlayabilir. Bunu engellemek için yine oyun elemanları düşünülmeli, örneğin sadece tek kişiyi içine alan bir asansör olabilir, takip edilenin kurtulmasını sağlamak için.
Uzun süredir yazmadığım için üzgünüm, doktora başvuruları, konferans derken çok meşguldüm. Son birkaç buluşmaya da kimse gelmeyince hevesim kırılmadı değil, ama katılımcıların çoğu öğrenci, ve final dönemi ardından da tatil olunca çok kişi dağıldı.
14 Nisan buluşmasını ancak şimdi yazabiliyorum:
Bu hafta Serkan konuyu açtı, ‘augmented reality’den bahsetti. 2 boyutlu yürüyüş bandından, 3 boyutlu gözlük şeklindeki ekranlardan bahsettik.
Bu arada Serkan ‘ajan’ Genç, askere gitti. Tez dönsün inşallah, kitapları yine masalara yığsın. :)
Bu hafta üzerine tartıştığımız oyun, bir multiplayer adventure / puzzle oyunu. Bir ev hayal ettik, pencereleri kapatılmış, içerisi karanlık ve uzun süredir yaşanmadığı belli. Yaklaşık beş kişi, aynı ev içinde gezerek birden fazla bulmacayı çözmeye çalışıyor. Herkese oyunun başında çözmek için birer bulmaca veriliyor; "Mustafa nasıl öldü?" ya da "Yeşil kimindir?" gibi. Bulmacanın cevabını bulduklarında görevi tamamlamış oluyorlar.
Oyuncular evin içinde dolaşarak, aynı evin içinde gerçekleşmiş farklı olayların parçalarına tanık oluyorlar. Tanık oldukları bu olaylar kendi bilmecelerine ait olabileceği gibi, diğer oyuncuların bilmecelerine de ait olacak. Bu durumda, konuşarak ya da yazışarak, diğer oyuncularla bu ipuçlarını takas etmeye çalışacaklar, böylece oyunun temel arayüzü kişilerarası iletişim olacak. Oyunun nasıl olabileceğini anlatmak için şöyle bir senaryo yazmıştık:
Ahmet: Mustafanın öldüğü yeri öğrenmem gerek.
Murat: Bu bilgi bende var. benimse giriş holündeki vazonun nasıl kırıldığını öğrenmem gerek.
Ahmet: Kedinin zıplamasıyla ilgili birşeyler duymuştum, giriş holünün çevresinde.
Murat: Ben giriş holüne giremiyorum, sen dinleyip bana söyler misin:
Ahmet: Şu an giriş holündeyim, sırasıyla bir sinek vızıltısı, saldıran bir kedi ve cam kırılma sesini duyuyorum.
Murat: Teşekkürler. Mustafanın öldüğü yer, ikinci mutfak. Bunu kilerdeki bir nottan öğrenmiştim.
Bu noktada ortaya çıkan sorun, oyuncuların yardımlaşmaya yanaşmamaları ya da yalan söylemeleri. Yardımlaşmaya yanaşmak için, oyunu kazanmak için bilgi takasının mecburi olması. Çünkü bazı bölgelere oyuncu gidemeyeceği gibi, bazı bölgelere de gitse bile diğer birinin tanık olduğu olaylara tanık olmayabilir. Yalan söylenebilmesi ise, aslında oyun dinamiğinin bir parçası haline geliyor. Oyuncularının karakterlerinin oyuna dahil olması, oyunu kalıcı karakterlerle (persistent characters) oynanabilecek bir oyun haline getiriyor.
Bulmacalara dair ipuçları planlanırken, çok kolay birleştirilememelerinin gözetilmesi gerek. Örneğin örnekte Ahmet, sinek vızıltısı, kedi sesi ve cam kırılma sesi duydu, ama kırılan şeyin vazo olduğunu bilemezdi.
Diğer bir nokta, farklı kullanıcıların aynı bulmacalar üzerinde çalışabilmeleri. Bu final round’unda yapılabilir. Çok oyunculu bir oyunda herhangi iki oyuncunun aynı bulmaca üzerinde çalıştıklarının farkedilmesi durumunda, biri sürekli diğerini izlemeye başlayabilir. Bunu engellemek için yine oyun elemanları düşünülmeli, örneğin sadece tek kişiyi içine alan bir asansör olabilir, takip edilenin kurtulmasını sağlamak için.
29 Mayıs 2010 Cumartesi
25. Buluşmayı erteledik
Merhaba,
30 Mayıs Pazar tarihli 25. buluşmayı, görünüşe göre hiç katılım olmaması sebebiyle şimdilik erteledim. Eğer buluşmak isteyen varsa haber verirse randevuyu canlandırabiliriz.
Sevgiler,
Görkem
30 Mayıs Pazar tarihli 25. buluşmayı, görünüşe göre hiç katılım olmaması sebebiyle şimdilik erteledim. Eğer buluşmak isteyen varsa haber verirse randevuyu canlandırabiliriz.
Sevgiler,
Görkem
27 Mayıs 2010 Perşembe
25. Buluşma
25. Buluşmamız 30 Mayıs Pazar günü saat 15:00'te Alsancak'ta, Playbox'ta.
Tank oyununun tasarımına devam ediyoruz: özellikle level tasarımları üzerine çalışacağız.
Bilgi için aramak isterseniz: 0 505 334 29 44 (Görkem)
Tank oyununun tasarımına devam ediyoruz: özellikle level tasarımları üzerine çalışacağız.
Bilgi için aramak isterseniz: 0 505 334 29 44 (Görkem)
21 Mayıs 2010 Cuma
24. Buluşma
24. Buluşmada, tank oyununun detaylı tasarımına kaldığımız yerden devam ediyoruz. Geçen hafta Pazar günü oyun mekanikleri, ses ve görseller üzerine çalışmıştık. Oyun mekanikleri tamamlanmak üzere. Bu durumda bu hafta daha çok ses, görseller ve konsept üzerine odaklanabiliriz.
24. Buluşma 23 Mayıs 2010 Pazar günü Playbox'ta.
Her zamanki gibi eğer ulaşamazsanız beni arayabilirsiniz: 0 505 334 29 44 (Görkem)
24. Buluşma 23 Mayıs 2010 Pazar günü Playbox'ta.
Her zamanki gibi eğer ulaşamazsanız beni arayabilirsiniz: 0 505 334 29 44 (Görkem)
12 Mayıs 2010 Çarşamba
23. Buluşma, yeni format denemesi
23. toplantı 16 Mayıs Pazar günü Alsancak İskelesi'nin karşısına pek yakın olan alışıldık mekânımız Playbox'ta saat 15:00'te. Eğer bulamazsanız beni her zaman arayabilirsiniz: 0 505 334 29 44 (Görkem)
Bu 23. toplamtımızda, değişik bir format denemesi yapalım diyorum. Şimdiye kadar informal beyin fırtınası gibi yürüttüğümüz toplantılarda bir çok güzel fikir çıkardık ama, neredeyse hiçbirini işleme ve dokuma fırsatımız olmadı. (ben yokken Ertan ve Serkan önderliğinde üç hafta üzerinde çalışılan efsane oyun insectarium dışında)
Bu pazar, oyun mutfağında ilk tasarladığımız oyun taslağı olan tank 90 / tower defence melezi oyun üzerinde çalışarak başlayacağız. Sonraki haftada hangi oyunu yapacağımıza bu pazar birlikte karar veririz, ilkini ben seçmiş oldum. Hazırlıklı gelmek isteyenler, şuradan oyun hakkında yazdıklarımzıı okuyabilir:
http://oyunmutfagi.blogspot.com/2009/11/ilk-bulusmamz-18-kasm-2009.html
Katılıma göre ekiplere ayrılıp şunlar üzerinde çalışırız diye düşünüyorum:
- Narrative / Öykü
- Gameplay mechanics and progression / Oynayış ve süreç tasarımı
- Level design / Bölüm tasarımları
- Graphics art design / Görsel sanat tasarımı
- Sound art design / Ses sanat tasarımı
- Concept design / Konsept-tema tasarımı
- Interaction design / Etkileşim tasarımı
Eğer katılım az olursa gereğine göre planı değiştirebiliriz. Keyif almazsak, yine başladığımız gibi beyin fırtınası şekline de dönebiliriz. Niyetim 4-5 toplantıyı bu şekilde yaptıktan sonra tekrar eski formata dönmek ve bir süre sonra bunu tekrarlamak.
Umarım daha bile çok eğlenerek daha şık ürünler çıkaracağız.
Sevgiler,
Görkem
Bu 23. toplamtımızda, değişik bir format denemesi yapalım diyorum. Şimdiye kadar informal beyin fırtınası gibi yürüttüğümüz toplantılarda bir çok güzel fikir çıkardık ama, neredeyse hiçbirini işleme ve dokuma fırsatımız olmadı. (ben yokken Ertan ve Serkan önderliğinde üç hafta üzerinde çalışılan efsane oyun insectarium dışında)
Bu pazar, oyun mutfağında ilk tasarladığımız oyun taslağı olan tank 90 / tower defence melezi oyun üzerinde çalışarak başlayacağız. Sonraki haftada hangi oyunu yapacağımıza bu pazar birlikte karar veririz, ilkini ben seçmiş oldum. Hazırlıklı gelmek isteyenler, şuradan oyun hakkında yazdıklarımzıı okuyabilir:
http://oyunmutfagi.blogspot.com/2009/11/ilk-bulusmamz-18-kasm-2009.html
Katılıma göre ekiplere ayrılıp şunlar üzerinde çalışırız diye düşünüyorum:
- Narrative / Öykü
- Gameplay mechanics and progression / Oynayış ve süreç tasarımı
- Level design / Bölüm tasarımları
- Graphics art design / Görsel sanat tasarımı
- Sound art design / Ses sanat tasarımı
- Concept design / Konsept-tema tasarımı
- Interaction design / Etkileşim tasarımı
Eğer katılım az olursa gereğine göre planı değiştirebiliriz. Keyif almazsak, yine başladığımız gibi beyin fırtınası şekline de dönebiliriz. Niyetim 4-5 toplantıyı bu şekilde yaptıktan sonra tekrar eski formata dönmek ve bir süre sonra bunu tekrarlamak.
Umarım daha bile çok eğlenerek daha şık ürünler çıkaracağız.
Sevgiler,
Görkem
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)