18 Ekim 2010 Pazartesi

İzmir 28. Buluşma koordinatları

Merhaba,

28. buluşmamız 20 Ekim Çarşamba günü akşam 7'de, Playbox'ta.

Facebook event: http://www.facebook.com/event.php?eid=154746881229791

Sevgiler,
Görkem

Harita da şöyle:

15 Ekim 2010 Cuma

27. Buluşma oyunu

Bu buluşmada önce atomaltı teması üzerine odaklandık, ama bunu sonraki toplantılara bırakmayı kararlaştırdık.



Oyun tasarımı: "Taksici unutmaz."
Kazanan fikir Ahmet'ten geldi: Bir taksiciyi oynasak, ve sadece müşterinin gitmek istediği yerin bir fotoğrafını görsek? O şehirde işe yeni başlamış bir taksici gibi haritalara bakarak, sokakların birleştiği yerlerdeki sokak isimlerini okuyarak, yolu bulmaya çalışsak? Zamanla şehri öğrensek ve daha hızlı, daha zor görevler yapabilsek?

Taksiciye verilen görevler otomatik olarak önce çok basitten başlayacak. Örneğin verilen görevlerde şehrin haritası üzerinde taksinin yeri ve müşterinin gitmek istediği yeri gösteren işaretçiler, takip etmesi gereken yolları gösteren oklar olabilir.

Görevler zorlaştıkça harita da devreden çıkar, ve sadece bir resimle taksicinin müşterinin gitmek istediği yeri bulması gerekir. Şehri tanıyan taksiciler resimdeki ipuçlarından yola çıkarak çok geçmeden hedefi bulabilir: arkaplandaki ortam gece kulüplerinin olduğu bölge mi, yoksa işyerlerinin olduğu semt mi? Binaların mimarisi antik mi (eski şehir merkezi) yoksa modern mi? Evlerin bulunduğu bölge mi? ...

Taksicinin işini zorlaştıran bazı diğer etkenler var:
- Taksinin yakıtını belli bir seviyenin üzerinde tutmak zorunda. Eğer yoldayken yakıt biterse, müşteriyi kaybeder ve bulunduğu yere yakıt getirtmek için yüksek bir ücret öder.
- Taksiye sarhoşlar, çılgın yaşlı teyzeler gibi zorlu müşteriler binebilir. Bu durumlarda, örneğin sarhoş bindiğinde gösterilen resim bulanık, ya da söylenen sokak ismi yanlış olabilir.
- Trafik kurallarına uymazsa (ters yönler, kırmızı ışıklar,...) trafik cezası yiyebilir. Yakıt ücretleri gibi bu cezalar da taksicinin kazandığı paradan düşülür.
- Şehir yavaş yavaş gelişip, değişebilir.

Oyun daha da genişletilip yalnızca taksiciden, polis, itfaiyeci gibi yine şehri bilmeye ihtiyacı olan mesleklere transfere, bu alanlarda kariyer oluşturmaya gidebilir.

Yazarın notu: Bu oyun benim bir yıldan fazla üzerinde çalıştığım Project Myworld platformuna çok uygun (reklamlar...):


oyunda benim yaptığım gözle görülebilir tek şey sanırım 0:35-0:45 arasında görünen pencere ve kapı düzenleme.)

Myworld'de gerçek coğrafi haritalar üzerinde insanların kendi binalarını, şehirlerini yaratabilecekleri bir platform hayal ediliyordu. Ve bu kısmen elle inşa edilmiş şehirler üzerinde oynanan birbiriyle etkileşimli çeşitli oyunlar... Bir tarafta bir shooter oynanırken diğer tarafta balık tutma oyunu oynayan insanlar, vesaire. Taksici oyunu özellikle şehrin dinamiklerine doğrudan bağlı olduğu için bence konsepte çok uygun.

10 Ekim 2010 Pazar

Oyun Mutfağı İzmir 27. Buluşma koordinatları

27. Buluşmamız yine klasik mekânımızda, Playbox'ta. 13 Ekim Çarşamba akşam saat 19:00'da ilgisini çeken herkesi bekliyoruz. Bulamazsanız telefon numaram: 505 334 29 44.

Not: Artık başlıklara İzmir toplantılarıyla ilgili olduğunu not düşüyorum, zira İstanbul buluşmaları da kapıda gibi görünüyor. :)

Görüşmek üzere,
Görkem

Harita da şöyle:

Oyun Mutfağı İzmir 26. Buluşma'da neler oldu?

Merhaba,

Buluşmada gündeme gelen fikirler şunlardı:
- Mayın tarlası/revisited (Ahmet'in ilginç fikri)
- İşletim sistemi ya da yazılım sembollerini dövüştürdüğünüz bir dövüş oyunu
- Damacanacı
- Şehiriçi ulaşım tycoon
Bu arada referans verilip üzerine konuşulan bazı oyunlar da şunlar oldu:
- Cronotron (company of myself bundan sonra yapılmış dedi, Kemal.) Bana sorarsanız company of myself çok daha iyi işlenmiş bir oyun.
- Die by the sword
- Crazy Taxi

Oyun Mutfağı 2010 10 06

Oyun tasarımı: Crazy Damacana
Damacı ve Şehiriçi ulaşım oyun fikirlerini birleştirerek eğlenceli bir oyun oluşturduk. İster GTA-legalized, ister Damacana Tycoon olarak tanımlanabilir.

Oyuncu bir şehirdeki damacana ve tüp dağıtım firmalarından birini yönetiyor. Şehir çapında hizmet veren firmanın araçları bir merkezde bulunuyor, ve talep geldikçe araçlar şehir içinde talebin olduğu noktalara su yada gaz götürüyorlar. Gelen her talebi oyuncu kendi eliyle karşılamıyor, oyun daha çok bir simülasyon üzerinde yürüyor. GTA'daki gibi sokakta gezen olağan trafik arabalarının yanında firmanın arabaları da dolaşıp (bir anda onlarca araba olabilir) talepleri sağlamaya çalışıyorlar. Oyun olağan akışında bir simülasyon gibi sürse de, oyuncu istediği zaman herhangi bir aracın üzerine tıklayarak kontrolü birinci şahıs olarak ele alıp aracı yönetebiliyor.

İşi eğlenceli kılan, şehirde yarıştığımız diğer damacana/tüp firmalarıyla olan mücadelemiz. Araçlar arasındaki rekabetin eğlenceli elemanları olarak tüp fırlatma, yola yağ bırakma, karşı tarafın müşterisini ezip öldürme gibi seçenekler mevcut. Bunları simülasyon sırasında kullanmak üzere araçlarımıza izin de verebiliriz, sadece birinci şahıs olarak kontrolü ele aldığımızda kullanmak üzere saklaya da biliriz.

Diğer yandan firmayı daha verimli kılmak için endüstri mühendisleri (örneğin Gökçe) de işe alabiliyoruz ki damacanalar hedeflerine en kısa/çabuk yoldan ulaşsınlar. Araçları tamir ve bakım yaptırabiliyoruz, rakip firmaların araçlarına suikast düzenleyebiliyoruz.

Komik öğeler barındırabilen eğlenceli bir savaş oyunu şeklinde oyun yürürken, renkli, biraz çocuksu görseller canlanıyor aklımda. Crazy Taxi çok güzel bir örnek.

Diğer noktalar:
- Eğer ortamda polis arabası varsa rakip firmaların araçları birbirlerine aktif olarak saldıramıyorlar. Eğer yaparlarsa araç bir süreliğine polis tarafından bağlanıyor.
- Rakip firmanın araçlarına yapılan bilimum saldırılar, kendi firmamızla ilgili araştırma görevleri gibi tüm ögeler şirketin ettiği kâra bağlı olarak satın alınabiliyor.
- Araç ve Şöför kadroları geliştirilebiliyor ve değiştirilebiliyor. Performansı iyi olmayan şöförü işten çıkarabiliyor, onu eğitime gönderebiliyorsunuz. Benzer şekilde araçları da yenileyebiliyor ve değiştirebiliyorsunuz.

Saldırı araçları:
- Yola yağ bırakma
- Tüp fırlatma (patlama)
- Şakir (lastikleri çalıyor)
- Rakip firmanın müşterisine suikast.

Gelişme yöntemleri:
- Daha iyi şöförler işe almak
- Endüstri mühendisleri işe almak
- Çiçek Abbas işe almak (çok çalışıyor)
- Yakıtı biten arabalara yakıt takviye aracı
- Araçların düzenli bakımı
- Trafik bildirim sistemi

Diğer oyun içi elemanlar:
- Düğün alayı: takıldığınız zaman müşterilere geç kalıyorsunuz. Eğer trafik bildirim sistemini satın aldıysanız araçlarınız düğün alayı olan yolları kullanmıyor.
- Polis: hız sınırlarına uymayan araçları ve bulunduğu bölgede rakip takıma saldırı yapan araçları bağlıyor. Eğer trafik bildirim sistemini satın aldıysanız o bölgede polis aracı olduğundan haberdar olan araçlarınız hızını otomatik olarak düşürüyor. Eğer polisten aylık "görmezden gelme" üyelik pakedini satın almışsanız araçlarınız hız engeline de takılmıyor, rakip firmanın araçlarına "polisin gözü önünde" saldırı da yapabiliyor.

1 Ekim 2010 Cuma

26. Buluşma - 6 Ekim '10

Merhaba,

26. buluşmamız 6 ekim çarşamba akşam saat 7'de playbox'ta olacak. Playbox, Alsancak iskelesinin karşısında, Kordon'da. Bulamazsanız telefon numaram: 505 334 29 44.

Görüşmek üzere,
Görkem

Harita da şöyle:

29 Eylül 2010 Çarşamba

25. buluşma notları

25. buluşmamızda yaklaşık 16 kişiydik, uzun bir aradan sonra böyle kalabalık olabilmek güzel. Katılan herkese teşekkürler! Üstelik süper yeni arkadaşlar da geldi, çok enteresan fikirler sürdüler masaya.

Oyun Mutfağı 25. buluşma

Bu hafta gündeme gelen fikirler:
- Pong oyununu 3D'ye taşıyabilir miyiz? Düzlem üzerinde değil de, küre içinde oynanan, örneğin?
- Prison Break'in oyununu yapmışlar ama güzel olmamış, biz daha güzelini yapabilir miyiz?
- Malkoçoğlu "left for bizans", ya da Malkoçoğlu "metal slug" tarzı, malkoçoğlu evreninde geçen bi aksiyon oyunu.
- Damacanacı. Su siparişlerini trafikte ve sokaktaki engellere rağmen teslim etmek üzerine bir oyun.
- Fatmagül'ün suçu ne - senaryoyu biraz I spit on your grave'e çevirerek bir intikam oyunu haline getirebilir miyiz?
- Sadece ses üzerinden oynanan, körlerin de oynayabileceği bir oyun.

Oylama sonucunda, Malkoçoğlu varyasonları üzerine çalışmaya karar verdik.

Oyun tasarımı:
Oyunun her bölümünde, klasik malkoçoğlu temalarından "bizans tarafından kaçırılıp yetiştirilen kardeşini bulup ona türk olduğunu anlatmak", "bizans tarafından kaçırılıp zindana kapatılan babası battalgazi'yi kurtarmak" gibi konular işlenecek. Her bölüm çoğunlukla hızlı dövüş ağırlıklı olup (bkz. metal slug) aynı zamanda bulmacalar ve diyaloglar da içerecek. Oyunun dövüş sahneleri diablo 2 tarzı isometric görüntüyle işlenecek.

Her bölüm, malkoçoğlu'nun köyünün yakılıp, babasının kaçırılmasıyla başlar. İlk bölümde uzaktan yaklaştığı kaleye savunmanın en zayıf olduğu noktadan sıçrayarak giren malkoçoğlu, sürekli dövüşerek kalenin iç kesimlerine doğru ilerleyecek. (Esasında bu yükseğe sıçrama yeteneği Malkoçoğlu'na mı, Kara Murat'a mı yoksa Cüneyt Arkın'a (TM) ait emin değilim) Oyun başında karakterin sıçrama yeteneğini (bkz. Crackdown) açıklamak için bi tutorial eklenebilir...

Kalenin iç kısımlarında dövüşerek ilerlerken, henüz kurtarmak istediği babasının nerede olduğunu bilmeyen malkoçoğlu, ona ilgisini açıkça belli eden bir bizans kızıyla karşılaşır. Dövüşmeye devam edip el yordamıyla bütün kaleyi gezebilir, (malkoçoğlu da olsa dövüştükçe canı azalıyor tabii) ya da kızla birkaç tatlı saat geçirerek zindanın yerine dair ondan bilgi almayı seçebilir. Oyuncu, tabii bu tatlı saatlere fiilen dahil olmuyor ama orada esprili bir interaktif diyalog için güzel bir imkân mevcut.

Kızdan zindanın yerini öğrenen malkoçoğlu, aynı zamanda zindanın anahtarının da bir bizans subayında olduğunu öğrenir. Kaleden çıkıp takıldıkları handa o askerleri bulur. Dövüşerek anahtarı ele geçirmek her zaman bir seçenek olmasına rağmen, yine interaktif diyalog yoluyla oyun masasına oturttuğu subaydan barbuttaki eşsiz yeteneği sayesinde altın kolyesiyle birlikte üzerindeki anahtarı da alabilir.

Kaleye dönen malkoçoğlu, yine dövüşerek ilerler ve zindana ulaşır. Babasını kurtardıktan sonra beraber dövüşerek kaleden çıkar ve köylerine dönerler.

Bazı eklentiler ve notlar:

- Bonus level: "fatmagülün suçu ne". Handan kaleye dönerken malkoçoğlu bir kızın peşinden koşan serserileri görür, kız yardım isteyerek kaçıyordur. Yoldaki bu serserilerle dövüşüp onları etkisiz hale getirerek bonus puan kazanabilir.

- Dövüşme hareketleri arasında kılıç hamlelerinin yanı sıra iki taraftan iki bizans askeri geliyorken aradan çekilip birbirlerini bıçaklatmak, ya da birini tutup diğerlerinin üzerine fırlatarak birçoğunu yere sermek bulunur.

- Dövüşme sahnelerinde bir "metal slug" havasının gerçekleştirilmesinin çok şık olacağını düşünüyoruz.

- Esas olarak isometric-diablo2 tarzı görüntüyü benimsesek de, first person / left for dead tarzı ya da metal slug tarzı bir görsel konumlandırma da çok güzel olabilir.

22 Eylül 2010 Çarşamba

25. Buluşma koordinatları

Değerli Oyun Mutfağı takipçileri,

Yazın ardından ilk buluşmamız 25. Buluşma için 29 Eylül Çarşamba'yı seçtik. Hem eski üyeleri, hem de yeni gelmek isteyenleri görmekten mutlu olacağız. Buluşma yeri Playbox/Kordon (telefon 464 62 89). Alsancak iskelesi karşısında.

Harita da şöyle:



Bir hatırlatma: Oyun Mutfağı'na gelmek isteyen herkes katılabilir. Gelmek isteyen herkes aynı soruları soruyor: "ben hiç oyun yapmadım", "oyun senaryolarıyla ilgili hiç bilgim yok"... Bunların hiç önemi yok. Bilgisayar oyunlarıyla ilgili tartışmak istiyorsanız, bu yeterli. Toplantılar zaten genellikle sohbet havasında geçiyor, ama buluşmaların bir çıktısı olsun diye her buluşmada yine de yazılı birşeyler oluşturmaya çalışıyorum. Önemli olan yazmak ya da mutlaka her seferinde bir oyun tasarlamak değil, tartışarak ve paylaşarak bir oyun tasarımı kültürü oluşturmak.

Çarşamba akşamı saat 19:00'da görüşmek üzere,
Sevgiler,
Görkem