28 Aralık 2009 Pazartesi

Oyun Mutfağı 7. Buluşma



7. Buluşmamız 30 Aralık saat 19:00'da, 5. ve 6.'ya çok yakın ancak az biraz kuzeyde, Playbox'ta olacak. Okey-Tavla-Tabu-Monopoly tarzı oyunların oynandığı bu mekan çok güzel biryere benziyor. Alsancak iskelesinden limana doğru 1-2dk yürüme mesafesinde, kordonda, Türk Hava Yolları'nın ofisini hemen geçince.

Playbox'un telefonu: 232 464 62 89

Bulamazsanız tabii her zaman beni arayabilirsiniz: 0 505 334 29 44 (Görkem)

25 Aralık 2009 Cuma

Altıncı buluşmada neler oldu?



Altıncı buluşmada gündeme gelen oyun fikirlerinden bazıları şunlardı:

(1) Keçi hastanesi (MeBe)
(2) Sigortacı oyunu
(3) Babam dedi ki
(4) Mahalle futbolu

Oylama sonunda en ilgi çeken oyun Alper'in "MeBe" isimki keçi hastanesi oyunuydu.

Oyun tasarımı
Bir hemşire, erkek arkadaşıyla olan sorunları sonucunda keçileri kaçırır. Bu keçileri kaçırma durumu, eski erkek arkadaşın soyadının "Keçi" olmasıyla bağlantılı olarak aynı zamanda keçilerle ilgili bir saplantı haline gelir. Oyun terkedilmiş (olduğunu düşündüğümüz) bir binada, eski hemşire bir takım hasta keçilerin hayatlarını kurtarmaya çalışırken geçer.



İki boyutlu, yandan baktığımız (Mario gibi) bir platform oyunu görümünde olan oyunda, ekranda boş yataklar görürüz ve oyun bu şekilde başlar. Yatakların üzerindeki deliklerden keçiler düşer ve düşer düşmez yorganı üzerlerine çekip korkarak yatağa sığındıklarını görürüz.

Yataklara düşen bu hasta keçiler, "Me" diyorlarsa ot, "Be" diyorlarsa ilaç istiyorlardır ve biz de çevrede dağılmış halde bulunan bu iki tipten maddeyi alıp getirerek keçilere veririz. İstediğini sağladığımız keçiler iyileşir ve yataktan kalkıp uzaklaşırlar. Giden keçilerin yerine yenileri aynı deliklerden düşerek gelmeye devam ederler. İstediğini vermeye yetişemediğimiz keçi, bir süre sonra ölür ve bu ölen keçiler bir sonraki bölümde zaman dezavantajı olarak karşımıza çıkarlar.

Ekranın bir köşesinde, hastane yemeklerinin dağıtıldığı türden bir seyyar arabasıyla keçi gezmektedir, bu keçi bizim ot sağlayıcımızdır. Ekranda başka bir noktada bulunan ecza dolabıysa bizim ilaç sağladığımız yerdir.

Yataklarin uzerinden dusen hasta kecilerin yani sira, bir de siyah hasta keciler vardir. Bu siyah keciler beyazlar gibi borudan dusmektense, sedyede getirilip yataga birakilirlar ve yasamalari oyuncu için daha önemlidir. Çünkü bu keçiler öldüğünde, hayaletlerinin kafaları duvarlardaki yarıklardan uzanarak bizim oyunumuza engel olmaya başlarlar. İlaç beklerken ölen keçinin kafası duvarda hayalet olarak belirdiğinde, onun yakınından geçerken eğer ilaç taşıyorsak ilacı elimizden kapıp yutacaktır. Böylece 1 ilacı yetiştiremeyip ölmesine sebep olduğumuz bu siyah keçiler, bize 5 ilaca kadar daha pahalıya mal olabilirler. Ot yetiştiremediğimiz için ölen siyah keçiler de aynı şekilde elimizdeki otları kaparlar. Bu siyah keçilerin bir özelliği de, normal keçiler gibi "me" ya da "be" diyerek ilaç veya ot ikilisinden sadece birini isteyebilecekleri gibi, sonraki bölümlerde "me be", "me be be", "me be be me", "me be be me be" gibi sürekli devamı açığa çıkan bir melodi ile melerler. Ot ve ilaç ikilisini bu sıralamayla vermek zorunda olduğumuz için bu siyah keçilerin bakımı daha zordur. Siyah keçilerin söylediği melodi son bölümde tamamen açığa çıkar ve bu açığa çıkan melodi aslında hemşiremizin bebekliğinde annesi tarafından söylenen ninninin melodisidir. Tüm melodi açığa çıktığında hemşiremiz huzur bulur ve oyun böylece biter.



- Oyun her sonraki bölüme geçtiğinde, bir önceki bölümde ölüp duvara yerleşen siyah keçiler, duvarda kalmaya devam ederler. Bu özellik oyunun sürekli olarak zorlaşmasına sebep olur. Her bölüm bitişi, o bölüm için belirlenmiş sayıda keçinin belirmesiyle mümkün olur.

- Oyunun ilerleyen bolumlerinde oynanisi bir adim daha zorlastiran, yerdeki deliklerden periyodik olarak uzanan eller bulunur. Eger el disaridaysa, onunden gecerken (ornegin shift tusuna basarak) yavas yurunmeli, ya da alternatif olarak elin tekrar iceri girmesi beklenmeldir. Eger ele yakalanilirsa, bir sure (ornegin 4sn) hareket edilemez.

21 Aralık 2009 Pazartesi

Oyun Mutfağı 6. Buluşma

Beşinci buluşma çok güzel geçti, hatta rekor sürede süper bir oyun çıkardık ama fotoğrafları henüz yükleyemedim, bu ara çok meşgulüm beni affedin :( :)

Altıncı buluşmamız da 23 Aralik aksam saat 19:00'da beşinci buluşmamızla aynı yerde, Second Cup'ta olacak. Alsancak iskelesiyle Gündoğdu arasında, kordonda. Eğer Sunset'i biliyorsanız, onun önünden Alsanak iskelesine doğru yürürken hemen sağda göreceksiniz.

Harita:


Second Cup'un açık adresi ve telefonu:
Atatürk Caddesi No:250/A, Alsancak - İzmir
Telefon: 0 232 463 30 40

Daha fazla bilgi için, ya da yeri bulamazsanız beni de arayabilirsiniz:
0 505 334 29 44 (Görkem)

16 Aralık 2009 Çarşamba

Beşinci buluşmada neler oldu?




Fikri belirleyip oyunun tasarımına geçmemiz yarım saatten fazla sürmedi. Muhabbet kısmını oyun tasarımından sonra yapıyoruz bugün. (Evet yapıyoruz, çünkü hala Second Cup'tayız, Ertan'ın bilgisayarından yazıyorum.)

Burkay hocanın fikri, satranç uyarlaması. Küçük bi oylamadan sonra bunu yapmaya karar verdik.

Oyun tasarımı
Tepeden baktığımız bir satranç tahtası gibi görünen oyunda, 8x8 satranç tahtasının her karesinin bir özelliği var. Çoğunluğu toprak olan bu karelerden bazıları su ya da balçık olabilir. Taşların suyun üzerinde hareket etmeleri toprağa göre daha zor. Üzerinde hareket etmesi en zor olan da balçık, yani çamur.

Taşların hareket kuralları normal satrançtaki gibi olsa da, "turn based" bir yapıda şekilleniyor. Yani bir oyuncunun tek bir taşla tek bir hamle yapması yerine, sırası geldiğinde sahip olduğu belli sayıda puanı (10) kullanarak farklı hamlelerden bir derleme yapıyor. Örneğin piyonun bir hamle hareket etmesi 1 puana mal olurken, önünde çaprazındaki elemana saldırması 2 puana mal oluyor. Atın, filin, kalenin, vezirin ve şahın tüm hareketleri satrançtaki gibi oluyor ama satrançtaki gibi saldırdığı karedeki taşı ele geçirmektense, "attack points"ini kullanarak saldırdığı taşın canını düşürüyor. Eğer saldırdığı taşın canı 0'ın altına inerse, o zaman satrançtaki gibi o taşı ele geçirebiliyor.

Her taşın saldırı(attack cost), savunma(defence armor) ve hareket(movement cost) maliyetleri baştan belli ve sabit, dolayısıyla hareketler bu değerler kullanarak derlenebiliyor.

Aynı zamanda her taşın canı (hit point) baştan belli ve taşa göre değişiyor. Örneğin kalenin şahın hit point'i 1 iken, piyonun 5. Bu da şahı korunmaya muhtaç kılıyor. Taşların canları ekranda fare ile ekranda üzerine gelince görülebiliyor.

Oyunda bir de mevsim konsepti var. Her 5 turn'de bir mevsim değişiyor. Normalde su olan kareler kışın buza dönüşüyor ve buzken herhangi bir taşın üzerlerinde hareket etmesi bedavaya geliyor (movement cost=0). Bu kareler yaz geldiğinde yine suya dönüşüyor.

Bazı su karelerinin içinde piranha balıkları var ve fil ya da at bu karelerden geçerken hit point'leri düşüyor. Benzer olarak balçık hücreleri de yazın toprağa dönüşüyor ve balçık olmasının getirdiği dezavantajlar kalkıyor.

Taşlar satrançtaki gibi (piyon en fazla 1 ya da 2 adım, kale sınırsız adım) ilerleyebiliyor ama bu hareketler her zaman action point ve movement cost bağlantısı ile sınırlı.

Bir de, bahar geldiğinde "komünist enternasyonal" çalıyor arkaplan müziği olarak.

14 Aralık 2009 Pazartesi

Oyun Mutfağı 5. Buluşma

Dördüncü buluşma en kalabalık buluşmamızdı, bir ara sayımız 26'ya ulaştı. Sayı artınca idare zorlaşıyor ama yine de çok keyifliydi :)

5. Buluşmamız Kordon'da, "Second Cup"ta olacak. Alsancak iskelesine yakın, deniz kıyısında. İçeride tam bizi alacak büyüklükte şık bir odaları var. Starbucks tarzı, kahve ve kek türü şeyler mevcut ama öğün olabilecek bir yemek yok sanırım (aç gelecekler için bu.)


Konuma harita üzerinde tam emin olamadım, ama Alsancak iskelesinden Konak'a doğru çok az yürüyünce hemen orada.



Katılım sayısı grafiğimize bakarsak, yarın 30 kişiyi beklemek çok da sürpriz olmaz gibi geliyor :), göreceğiz!

Second Cup'un kartının üzerinde yazan adres:

Atatürk Caddesi No:250/A, Alsancak - İzmir
Telefon: 0 232 463 30 40

Tabii her zaman beni de arayabilirsiniz:
0 505 334 29 44 (Görkem)

10 Aralık 2009 Perşembe

Dördüncü buluşmada neler oldu?


Bu buluşma en kalabalık olandı, bir noktada sayımız 26'ya bile ulaştı. Bu kadar kalabalık olunca idare ve fikirlerin toparlanması cidden zorlaşıyor :)

Onur bey'in sıradan herkesin fikrinin alınması ve sonradan onaylanması fikri hepimizin hoşuna gitti, gündeme gelen bazı fikirler şunlardı:

  • Butik işletmece

  • Zuma tarzı mücevher oyunu

  • Kung-fu futbol (filminin yıldönümünde piyasaya sürülecek)

  • Üç kanka böcük (aka Postapokaliptik kurtçuk)

  • Futbolcu kariyeri oyunu


Komplike(!) bi oylama sonucunda "üç kanka böcük"ü yapmaya karar verdik. Oyun seçimi ve oylama çok uzun sürdüğünden oyunun kendisini tasarlamak için çok vaktimiz ve enerjimiz kalmamıştı, o yüzden oyunun tasarımı biraz zayıf oldu (diğer ürünlerimize nazaran), ama bu toplantıda diğer toplantıları besleyecek çok malzeme çıktı.

Üç Kanka Böcek - Oyun tasarımı
Üç kanka böcek "Tırtıl", "Çekirge" ve "Sinek", "kıyamet sonrası" ya da daha sonra anlaştığımız şekilde "felaket sonrası" bir ortamda hem yaşam savaşı vermekte, hem de kendilerini felaketin bulunduğu bölgeden kurtarmaya çalışmaktadırlar. Bunu yaparken çevreden gelen tehlikelerden (patlamalar, yangınlar, seller) kurtulmak için etraftaki eşya ve araçları kullanırlar.

Tasarladığımız bir level'da kahramanlarımız yanmakta olan bir binadan kaçarlar. Açık olan pencereden dışarı çıkabildiklerinde bölüm tamamlanmış olur.

Diğer bir level'da da üç kanka böcek, kontrolden çıkmış bir nükleer santral çekirdeğini etkisiz hale getirmeye çalışmaktadırlar. Bazı level'lar sadece böcükleri bir yerden diğerine götürmekten ibaret olabileceği gibi, bazı level'larsa daha karmaşık hedefleri (çevreye zarar veren nükleer santral çekirdeğini devre dışı bırakmak için gerekenleri biraraya getirmek) elde etmeleri gerekebilir.

Oyun sırasında böcüklerin tüm faaliyetleri şöyle özetlenebilir:

  • Bir yerden biryere gitmek

  • Bir eşyayı taşımak

  • Birden fazla eşyayı füzyona sokmak (o eşyaların biraraya getirerek başka bir eşya elde etmek)

  • Özel nesneleri (uzun yapraklı ağaç tohumu ve toprak) biraraya getirerek etkinleştirmek


Kahramaların her birinin kendine has özellikleri vardır, dolayısıyla haritada stratejik olarak konumlandırılmaları oyun akışını çok değiştirebilir. Tırtıl eşyaları sürükleyerek taşıyabilirken Sinek uçarak hemen biryerden diğerine gidebilir ama taşıma yapamaz.

Kahramanlar etrafta buldukları sıradan eşyaları korunma veya ağırlık amaçlı kullanabilecekleri gibi, oyunun sunduğu özel araçları da kullanabilirler. Örneğin tohumlarını bulduktan sonra herhangi bir yerde toprağa ekebilecekleri özel bir ağaç türü, upuzun yapraklarını etrafa uzatarak tırtılın biryerden diğerine gitmesini çok hızlı bir şekilde sağlayabilir.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Oyun Mutfağı 4. Buluşma

Dördüncü buluşmamız, ilk buluşmamıza çok yakın bir yerde, Gündoğdu'daki Şenocak Kitapevi'nde olacak.(Kıbrıs Şehitleri / Gündoğdu Starbucks'un hemen yanında) Üst katta güzel bir kafeleri var. Çarşamba akşam saat 18:30. Daha sonra gelebilecek olanlar da tabii ki hoş gelecekler.

Açık adres:
Ali Çetinkaya Bulvarı, No:20/A, Alsancak / İzmir.
Tel: 0 232 464 51 08

Tabii her zaman beni arayabilirsiniz (bu sefer söz göz önünde tutacağım telefonu):
0 505 334 29 44 (Görkem PAÇACI)

Harita: